REFİK KIZILTAN - 1923 - 15/02/2008
1923 yılında Kadirli’ de doğdu Refik KIZILTAN, yani tam bir Cumhuriyet Çocuğu. Mücadeleci ve mücadeleden yılmayan kişiliği daha çocuk yaşlarda görülüyordu. İlkokulu bitirdikten sonra bir tanıdıklarından Milli Eğitimin Sanat Okulları için Adana’ da yatılı öğrenci sınavı açacağını, sadece beş kişinin alınacağını öğreniyor ve hemen ağabeyi rahmetli Tahsin KIZILTAN’ a durumu anlatıyor. İkisi beraber derhal Adana’ ya doğru yola çıkıyor, tabii yaya olarak; o zaman şimdiki gibi ulaşım olanakları yok.
Adana’ ya varır varmaz doğru Milli Eğitime gidiyorlar ve sınavın bir ay sonra olacağını öğreniyorlar. Bir daha geri gidip gelmemek için Adana’ da kalmaya karar veriyorlar ve yaz mevsimi olduğu için otel olarak kullanılan bir evin damında ağabeyi ile bir ay kalıyorlar.
Sınav günü geliyor, sınava çok sayıda öğrenci katılıyor ve kazanan beş kişinin içine giriyor. Çocuk yaşta ailesinden ayrılıp Konya Sanat Okulunda eğitim görmeye başlıyor. Eğitim sürecinde Atatürk’ ü görmek onurunu kazanıyor. Bu olayı kendisi şöyle anlatıyor: “Okul yönetimi Atatürk’ ün Konya’ ya geleceğini bildirdi ve öğrenciler olarak toplandık ve İstasyona karşılamaya gittik. Çok kalabalıktı. Atatürk’ ün treni geldi. Trenden ineceği yerden konuşma yapacağı yere kadar bayağı mesafe vardı ve bu yola hep halı döşemişlerdi. Atatürk trenden bastonu ile indi ve yere baktı halıları gördü ve gözüyle halıları takip edip sonuna kadar baktı. Birden ayağını geri çekti ve bastonu ile halıları gösterip; derhal bu halıları kaldırıp aldığınız yerlere geri verin, dedi ve ayakta beklemeye başladı. Sandalye getirdiler oturmadı, halılar toplanana kadar tozun toprağın içinde ayakta bekledi.”
Okulu bitirir, askerliğini uçak fabrikasında, evet o zaman Türkiye’ de uçak fabrikası var, yapar. Daha sonra Sanat Okulu öğretmeni olarak Adana’ya tayin edilir. Bundan sonrasını kendi ağzından aktaralım: “O zamanlar Mersin herkesin gözünde bir Avrupa kenti gibiydi ve herkes Mersin’ in güzelliğinden bahsederdi. Ben de merak ettim Mersin’ i ve bir gün trene atlayıp Mersin’ e geldim, gezdim ve hayran kaldım. Mersin aklımdan çıkmıyordu, ne yapıp edip tayinimi Mersin olarak değiştirmek için uğraşmaya karar verdim. Milli Eğitim Müsteşarı Konya’ da okuldan öğretmenimdi. Trene binip Ankara’ ya gittim, Öğretmenimi bulup; Öğretmenim ne olur benim tayinimi Mersin olarak değiştirin diye rica ettim. O da; Refik oğlum, sen Adanalısın, onun için tayinini Adana’ ya yaptık, niçin Mersin’ i istiyorsun diye sordu. Ben de dedim ki; Öğretmenim Mersin’ i bir gördüm aşık oldum. Sonunda tayinim Mersin olarak değişti ve 1945 yılında Mersin’ de yeni açılan Sanat Okulunda Torna Tesviye Öğretmeni olarak göreve başladım.”
Sanatla, sanayiiyle çok ilgili bir insandı. Bunu da şu sözlerinden anlıyoruz: “Okulda çalışırken hep merak ederdim, Mersin’de ne işler yapılıyor diye. Birisi şurada biri çivi çakıyor dense hemen oraya giderdim ve o işi nasıl yaptığını görürdüm, sohbet ederdik, tavsiyelerde bulunurdum”
Bir gün, Sanat Okulu Müdürü öğretmenleri toplar ve Valinin, efsanevi Vali Tevfik Sırrı GÜR, okulu ziyaret edip öğretmenlerle toplantı yapacağını söyler. Vali okula gelir ve öğretmenlere der ki; “Ey Sanat Okulu öğretmenleri bu okul acaba yer altından su çıkarabilir mi? Eğer çıkarabilirse narenciyecilik gelişir ve Mersin’ in kaderi değişir.” Valinin bu sözleri Refik KIZILTAN’ ın kafasına takılır ve su pompalarını araştırmaya başlar, bir süre sonra bu işi yapabileceğine kanaat getirir ve doğru Valiye gider, durumu anlatır. Vali Tevfik Sırrı GÜR kendisini destekler ve teşvik eder ve Refik Bey okuldan istifa edip bir ahırı kiralayarak atölye haline getirir. Türkiye’ de ilk defa su pompasını üretmek için girişimlere başlayıp üretir ve sulu ziraate geçilen Mersin’ in kaderi gerçekten değişir. Daha sonra işi geliştirir SUMAS Pompa Fabrikasını kurar ve o zamana kadar dış ülkelerden ithal edilen su pompalarına ithalat yasağı gelir ve yerli sanayi tarafından üretilen su pompaları yurdun dört bir yanına dağılmaya başlar. Bu arada çeşitli firmalar da bu işe girerek ülkemizde pompa sektörü oluşur.
Kurmuş olduğu fabrikada üretimin yanı sıra çok çeşitli hizmetler üretir. Örneğin; Sanat Okulu Öğretmeni kökenli olması nedeniyle, şimdiki Milli Eğitim Çıraklık Okulu gibi bir yapıyı fabrikası içinde oluşturur ve dört tane Teknik Öğretmeni bu yapının başına geçirerek Bölgemizdeki gençleri eğitmeye başlar ve yüzlerce vasıflı teknik eleman yetiştirerek Bölgemize ve Ülkemize hizmet etmelerini sağlar.
Hayatı boyunca mücadeleden yılmayan, büyük sanayici, ülkesine yaşadığı şehre büyük hizmetler etmiş mükemmel ve müthiş bir insan olan Refik KIZILTAN’ ı ne yazık ki; 15/02/2008 tarihinde kaybettik. Nur içinde yat Müthiş İnsan!