1923 yılında Kadirli’ de doğdu Refik KIZILTAN, yani tam bir Cumhuriyet Çocuğu. Mücadeleci ve mücadeleden yılmayan kişiliği daha çocuk yaşlarda görülüyordu. İlkokulu bitirdikten sonra ilkokul öğretmeni ona Milli Eğitimin Sanat Okulları için Adana’ da yatılı öğrenci sınavı açacağını ve sadece beş kişinin alınacağını söyler. Hemen ağabeyi rahmetli Tahsin KIZILTAN’  a durumu anlatır. İkisi beraber derhal Adana’ ya doğru yola çıkar, tabii kah yaya olarak, kah kağnıyla; o zaman şimdiki gibi ulaşım olanakları yok.

Adana’ ya varır varmaz doğru Milli Eğitime giderler, orada sınavın bir ay sonra olacağını öğrenirler. Bir daha Kadirli’ ye geri gidip gelmemek için Adana’ da kalmaya karar verirler ve yaz mevsimi olduğu için otel olarak kullanılan bir evin damında ağabeyi ile sınavlara kadar kalırlar.

Sınav günü geliyor, sınava çok sayıda öğrenci katılıyor ve kazanan beş kişinin içine giriyor. Çocuk yaşta ailesinden ayrılıp Konya Bölge Sanat Okulunda yatılı olarak eğitim görmeye başlıyor. Eğitim sürecinde Atatürk’ ü görmek onurunu kazanıyor. Bu olayı kendisi şöyle anlatıyor: “Okul yönetimi Atatürk’ ün Konya’ ya geleceğini bildirdi, öğrenciler olarak toplandık ve istasyona O’ nu karşılamaya gittik. Çok kalabalıktı. Atatürk’ ün treni geldi. Trenden ineceği yerden konuşma yapacağı yere kadar bayağı mesafe vardı ve bu yola hep halı döşemişlerdi. Atatürk trenden bastonu ile indi ve yere baktı halıları gördü ve gözüyle halıları takip edip sonuna kadar baktı. Birden ayağını geri çekti ve bastonu ile halıları gösterip; derhal bu halıları kaldırıp aldığınız yerlere geri verin, dedi ve ayakta beklemeye başladı. Sandalye getirdiler oturmadı, halılar toplanana kadar tozun toprağın içinde ayakta bekledi. Halılar toplanınca tekrar yürüdü.”

Okulu bitirir, askerliğini Eskişehir’ de uçak fabrikasında, evet o zaman Türkiye’ de uçak fabrikası var, yapar. Daha sonra Sanat Okulu öğretmeni olarak Adana’ ya tayin edilir. Bundan sonrasını kendi ağzından aktaralım: “O zamanlar Mersin herkesin gözünde bir Avrupa kenti gibiydi ve herkes Mersin’ in güzelliğinden bahsederdi. Ben de merak ettim Mersin’ i ve bir gün trene atlayıp Mersin’ e geldim, gezdim ve hayran kaldım. Mersin aklımdan çıkmıyordu, ne yapıp edip tayinimi Mersin olarak değiştirmek için uğraşmaya karar verdim. Konya Bölge Sanat Okulundan öğretmenim olan Nihat SAYDAM Ankara’ da Milli Eğitim Bakanlığında tayinlerle ilgili bir görev almıştı. Trene binip Ankara’ ya gidip kendisini bulup; Öğretmenim ne olur benim tayinimi Mersin olarak değiştirin diye rica ettim. O da; Refik oğlum, sen Adanalısın, onun için tayinini Adana’ ya yaptık, niçin Mersin’ i istiyorsun diye sordu. Ben de dedim ki; Öğretmenim Mersin’ i bir gördüm aşık oldum. Sonunda tayinim Mersin olarak değişti ve 1945 yılında Mersin’ de yeni açılan Sanat Okulunda Torna Tesviye Öğretmeni olarak göreve başladım.”

Sanatla, sanayiyle çok ilgili bir insandı. Bunu da şu sözlerinden anlıyoruz: “Okulda çalışırken hep merak ederdim, Mersin’ de ne işler yapılıyor diye. Birisi şurada biri çivi çakıyor deseler hemen oraya giderdim ve o işi nasıl yaptığını görürdüm, sohbet ederdik, tavsiyelerde bulunurdum”

Bir gün, Sanat Okulu Müdürü öğretmenleri toplar ve Valinin, efsanevi Vali Tevfik Sırrı GÜR, okulu ziyaret edip öğretmenlerle toplantı yapacağını söyler. Vali okula gelir ve öğretmenlere der ki; “Ey Sanat Okulu öğretmenleri bu okul acaba yer altından su çıkarabilir mi? Eğer çıkarabilirse sulu tarım ile narenciyecilik gelişir ve Mersin’ in kaderi değişir.” Valinin bu sözleri Refik KIZILTAN’ ın kafasına takılır ve su pompalarını araştırmaya başlar, bir süre sonra bu işi yapabileceğine kanaat getirir ve doğru Valiye gider, durumu anlatır. Vali Tevfik Sırrı GÜR kendisini destekler ve teşvik eder. Böylece; Refik Bey okuldan istifa edip bir ahırı kiralayarak atölye haline getirir. Bu arada okuldaki öğretmen arkadaşları ve müdürü kendisine bu işten vazgeçmesi için adeta yalvarırlar, memuriyeti bırakırsa aç kalacağını söylerler. Ama Refik KIZILTAN hiçbirini dinlemez ve Türkiye’ de ilk defa su pompasını üretmek için girişimlere başlayıp üretir ve sulu ziraate geçilen Mersin’ in kaderi gerçekten değişir. Artık Mersin’ de çiftçiler pompa almak için kuyruğa girerler. Bir gün iyi arkadaşı olan eski Milletvekili Ali Latifağaoğlu yanına gelir, üretim hakkında bilgi alır ve der ki; “Refik Bey senin bu pompaları tüm Türkiye’ye ve Devlet Kurumlarına satman gerekir. Bir gün Ankara’ya gel orada sana yardımcı olayım der”. Bir süre sonra Refik Bey Ankara’ya gider ve Ali Latifağaoğlu’ nu bulur. Ali Bey onu hemen DSİ (Devlet Su İşleri) ne götürür ve o zamanlar DSİ Genel Müdürü olan Sn. Süleyman DEMİREL ile tanıştırır. Refik Bey, kendilerine üretimi hakkında bilgi verir. Türkiye’de su pompaları üretiminin hem de İstanbul dışında küçük bir il olan Mersin’de üretilmesi Sn. Süleyman DEMİREL’ i çok etkiler ve hemen bütün daire başkanlarını çağırır ve Refik Beyi onlara tanıştırır.  Daha sonra işi geliştirir 1968 yılında modern üretim tesislerine sahip bölgenin ve Ülkemizin en büyük sanayi kuruluşlarından olan SUMAS Pompa Fabrikasını kurar ve o zaman Başbakan olan Sn. Süleyman DEMİREL’ i fabrikayı açması için davet eder. Sn. Süleyman DEMİREL Mersin’ e gelerek fabrikanın açılışını yapar. Sonraları, o zamana kadar hep dış ülkelerden ithal edilmekte olan su pompalarına ithalat yasağı gelir ve yerli sanayi tarafından üretilen su pompaları yurdun dört bir yanına dağılmaya başlar. Bu arada çeşitli firmaların da bu işe girmesiyle ülkemizde bir pompa sanayi sektörü oluşur.

Kurmuş olduğu fabrikada üretimin yanı sıra çok çeşitli hizmetler üretir. Örneğin; Sanat Okulu Öğretmeni kökenli olması nedeniyle, şimdiki Milli Eğitim Çıraklık Okulu gibi bir yapıyı fabrikası içinde oluşturur ve dört tane Teknik Öğretmeni bu yapının başına geçirerek Bölgemizdeki gençleri eğitmeye başlar ve yüzlerce vasıflı teknik eleman yetiştirerek Bölgemize ve Ülkemize hizmet etmelerini sağlar.

Hayatı boyunca mücadeleden yılmayan, büyük sanayici, ülkesine, yaşadığı şehre büyük hizmetler etmiş, mükemmel ve müthiş bir insan olan Refik KIZILTAN’ ı ne yazık ki; 15/02/2008 tarihinde kaybettik. Nur içinde yat Müthiş İnsan!
REFIK KIZILTAN - 1923 - 15/02/2008